KOLON KANSERİ

Kalın barsak (kolon ve rektum) sindirim sisteminin son 1-1.5 metrelik kısmıdır. Kolon; çıkan kolon, transvers kolon, inen kolon, sigmoid kolon, rektum ve anüs diye bölümlere ayrılır. İnce barsaklardan emilen gıdalardan geriye kalan posalar kolona gelir. Kolonun ilk kısmında (çıkan kolon) su ve bazı mineraller geri emilir. Posalar kolonun transvers kolon, inen kolon ve sigmopid kolon adı verilen kısımlarını geçerek rektuma gelir. Rektum kolonun son kısmındaki genişlemiş, dışkıyı depolayan bölümüdür. Rektumda depolanarak bekletilen dışkı, dışkılama refleksinin başlamasıyla anüs yoluyla dışarı atılır.

Kolon kanserleri ve rektum kanserleri kolorektal kanserler başlığı altında incelenmektedir. Kolorektal kanserler sindirdim sisteminin en sık görülen 2. Kanseridir Amerika’da her yıl 150.000 kişi kolorektal kanser tanısı konularak tedavi edilmektedir. Türkiye’de yıllık kolorektal kanser sayısı 10.000 civarındadır.

Kolon Kanseri Nedir

Kadın - erkek hemen hemen aynı sıklıkta yakalanmaktadır. Son yıllarda kolonoskopik muayenelerin artması ve vatandaşlarımızın eğitimli hale gelmesi gittikçe artan miktarda erken yakalanma şansı sağlamaktadır. Kolonoskopi; ucunda kamera olan bir esnek boru ile bütün barsak sisteminin incelenmesidir.

Kolorektal kanserler sindirim sisteminin en sık görülen kanserleridir. Görülme sıklığı posasız gıdalarla beslenen batı toplumlarında, bol lifli gıdalarla beslenen doğu ve fakir toplumlara göre daha fazladır. Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl 130.000 yeni Kolorektal kanser olgusu saptanmaktadır. Kolorektal kanserin çoğu rektum (% 40) ve sigmoid kolonda (%30) yerleşmektedir.

Kolon ve rektumun içini döşeyen epitel hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasına kanser denilmektedir. Kanser hücreleri çoğalarak bir tümöral kitle oluşturur. Kanser, önce kolonun iç epitelinde sınırlı iken, sonra duvarda hem büyür hem de derinleşir. Zaman geçtikçe de lenf bezlerinde ve nihayetinde karaciğer, akciğer ve diğer organlara sıçrama yapar (metastaz). Kuşkusuz bu süreçte kolon kanserinin erken evrelerde teşhis edilmesi hastanın hem hayat kalitesini hem de sağkalımını arttıracaktır.

SIKLIK

  • Kolorektal kanserler kansere bağlı ölümlerin en sık üçüncü nedenini oluşturmaktadır.
  • 2014 Türkiye kanser istatistiği verilerine göre ülkemizde kolorektal kanser insidansı kadınlarda yüz binde 13.8, erkeklerde yüz binde 22.8’dir.
  • Ülkemizde tanı alan olguların % 50’den fazlası ileri evrededir.

KOLOREKTAL KANSERLERDE RİSK FAKTÖRLERİ

Yaş Faktörü


Yaş arttıkça ömür uzadıkça bu hastalığa yakalanma sıklığı da artmaktadır.

Genetik Faktör


Kolorektal kanserlerin % 80 sporadik olarak görülür ancak % 20 gibi önemli bir kısmı ise irsi olarak geçmektedir.

Çevresel Faktörler


Katı yağ tüketenlerde kolorektal kanser sıklığı artarken zeytinyağı ve balık yağı kullananlarda risk azalmaktadır. Keza bol sebze ve meyve ile beslenen lifli gıdalarla beslenen toplumlarda da risk azalmaktadır. Hatta Lifli gıdalarla beslenen kişilerde bu beslenme koruyucu etki göstermektedir.

A,C ve E vitaminleri, selenyum kalsiyum kolorektal kanser riskinim azaltmaktadır.

Uzun süre boyunca inflamnatuvar barsak hastalığı ( özellikle ülseratif kolit) olanlarda kolorektal kanser gelişme riski artmaktadır.

Kolon Polipleri


Kolopn polipleri: Kolon poliplerinin bazı tiplerinden (özellikle tubülovillöz adenom veya tubuler adenom gibi) zamanla kanser gelişebilmektedir. Bu nedenle %0 yaşında başlamak üzere her 5 yılda bir kolonoskopi yaptırmak ve eğer saptanırsa polipleri erkenden kolonoskopi ile aldırmak hayat kurtarıcıdır. Familyal adenomatosizli polipler varlığında ise kanser gelişme riski yüzde yüz olduğundan bu hastalarda koruyucu olarak tüm kolon ve rektumu çıkarmak gerekebilkmektedir.

KOLOREKTAL KANSERLERİN SEMPTOMLARI

Kolorektal kanserler başlangıçlarından ileri evreye gelinceye kadar her aşamada değişik belirtiler verir. Bu konuda uyanık olmak hayat kurtarıcıdır. Barsak alışkanlıklarında değişiklikler, ishal, yeni başlayan kabızlık, bağırsağın tam boşaltılamadığı duygusu, dışkıda kan, karında genel huzursuzluk (gaz ağrıları, şişkinlik, sancılar), kilo kaybı, yorgunluk-halsizlik, ileri evrelerde tuvaletini yapamama ve bulantı-kusma.

TANI

Hastanın şikayeti ve anlattıkları dikkatle dinlenmeli hikayesi ayrıntılı olarak anlattırılmalıdır. Hastanın fizik muayeneden sonra hekim kolorektal kanser ihtimali üzerinde duruyorsa, buna yönelik ileri tetkikler yapılır.

  • Tam kan sayımı ve biyokimyası: Kolon tümörüne bağlı gelişmiş anemiyi, elektrolit bozukluklarını gösterir.
  • Kolonoskopi: Rektum ve tüm kolonun incelendiği girişimsel tanı yöntemidir. Kolondaki tümörün saptanarak biopsi alınmasına ve patolojik tanının konulmasına imkan verir.
  • Abdominal tomografi: Genellikle kolorektal kanser tanısı konulmuş bireylerde hastalığın sistemik evrelendirmesinin yapılmasında kullanılır.

EVRELEME

Hastalığın prognozu ve tedavi algortimasının belirlenmesi için evrelendirme yapılır.

  • Evre 1: Kolon veya rektumun iç duvarında tutulum mevcuttur. Tümör kolon duvarını tam kat aşmamıştır, lenf bezlerinde tümör yoktur. 5 yıllık sağ kalım oranı > % 90’dır.
  • Evre 2: Tümör kolon yada rektum duvarını tam kat tutmuştur, ancak henüz lenf bezlerinde tümör yoktur. 5 yıllık sağ kalım oranı % 75-90’dır.
  • Evre 3: Tümör lenf bezlerine ulaşmıştır. Ancak uzak organlarda tutulum yoktur. 5 yıllık sağ kalım oranı % 45-60 arasındadır.
  • Evre 4: Kanser kolon ve rektumun dışında diğer uzak organlara yayılmıştır. En sık karaciğer ve akciğer de görülür. 5 yıllık sağ kalım % 7-30 arasındadır.

KANSERİN YERLEŞİM YERİ

Tümörün yerleşim yeri hastanın semptomlarını belirlediği gibi uygun tedavi planının-cerrahi tekniğin seçilmesini de belirler.

Çekum-Sağ kolon yerleşimli tümörler Daha çok anemiye bağlı yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi şikayetleri ile kendini gösterir. Tıkanma nadirdir. Cerrahi olarak açık veya laparoskopik yöntemlerle kolonun ilk 20 cmlik bölümünün, kolonu besleyen damarları ve lenf nodlarını içeren mezosuyla birlikte total olarak eksizyonu ile tedavi edilirler.

  • Sol kolon- Sigmoid kolon
    Sıklıkla konsantrik gelişen tümöral kitlenin lümeni doldurmasına bağlı tıkanma bulguları ile kendini gösterir. Cerrahi olarak sol kolon yerleşimli tümörlerde splenik fleksuradan itibaren distalde sigmoid kolona kadar olan 25 cmlik kolon kesimi, sigmoid kolon yerleşimli tümörlerde ise sol kolon distalinden başlayan ve rektosigmoid köşeye kadar uzanan ve her bireyde değişik boyutta olabilen sigmoid kolon bölümü lenf nodlarını içeren mezosuyla birlikte total olarak eksize edilir.
  • Rektum
    Sıklıkla rektumda bulunan kitleden rektal kanama, rektal ağrı, tenezm hissi şeklinde kendini gösterir. Obstruksiyon nadirdir. Rektal tuşede kitle palpe edilebilir. Çoğu hasta hemoroid teşhisi alır ve bu hastaların % 35’i hemoroid tedavisi alırlar. Günümüzde rektum kanserinin tedavisi multidisipliner yaklaşım ile yapılmaktadır. Tanı konulduktan sonra sistemik evrelemenin yanında pelvik MR veya endorektal USG ile lokal evrelendirme yapılır. Tümörün rektumu çevreleyen mezorektuma taştığı durumlar veya mezorektumda hastalıklı lenf nodlarına rastlandığı durumlar lokal ileri evre hastalık olarak değerlendirilir. Lokal ileri evre rektum kanserlerinin tedavisinde lokal nüks oranını düşürmek amacıyla ilk olarak neoadjuvan kemoradyoterapi uygulanır. Neoadjuvan tedavinin bitiminden sonra 4-8 hafta interval bekleme süresi sonrasında cerrahi uygulanır. Cerrahi teknik açık yada laparoskopik yöntemlerle rektumla birlikte bir bütün olarak mezorektumun eksizyonunu içeren total mezorektal rezeksiyondur.

Rezeksiyon materyallerinin histopatolojik incelenmesi sonrasında yapılan evrelemeye göre hastaya adjuvan kemoterapi verilebilir.

ÖNLEMLER

Günümüzde kolorektal kanser önlenebilir bir hastalık olarak görülmektedir. Morbidite ve mortaliteyi azaltmada üç yaklaşım dünya genelinde uygulanmaktadır.

  • Birincil önlemler
    Risk faktörlerine ilişkin yaşam biçimi değişiklikleri. Bu programın kolorektal kanser danışmanlığı tarafından yürütülmesi önerilmektedir.
  • İkincil önlemler
    Toplumsal tarama. Ulusal kolorektal tarama programına göre 50-70 yaş arası asemptomatik her bireye 2 yılda bir gaitada gizli kan (GGK) testi uygulanmakta, pozitif sonuçlar kolonoskopiye yönlendirilmektedir. Ayrıca 50-70 yaş arası 10 yılda bir mutlaka kolonoskopi önerilmektedir. Eğer birey yüksek riskli ise (birinci derecede akrabalarında kolorektal kanser, polipozis sendromları mevcutsa), taramalar kanser saptanan en genç yaştaki akrabanın kanser çıkış yaşının 5 yıl öncesinden başlar.
  • Üçüncül önlemler
    Kişide saptanan riskli lezyonların (polip vb) ortadan kaldırılması. Polip gelişmiş ise düzenli kolonoskopik takip ile yeni polip gelişimin saptanması.

KOLOREKTAL KANSERLERİN CERRAHİ TEDAVİSİ

Tedavinin esası cerrahidir. Cerrahide de ana prensip kanserin yerleştiği kolon bölgesi ile çevre lenf bezlerinin bir bütün olarak çıkarılmasıdır. Kalın barsağın devamlılığı için kolonun uçları birbirine dikilir (anastomoz). Bu dikme işlemini elle yapabileceği gibi çok derin bölgelerde stapler denilen otomatik dikiş makinaları ile de yapabilir. Bazı cerrahlar rektum kanserlerinde anastomoz güvenliği için barsağı geçici olarak karına duvarına ağzlaştırmayı (ileostomi, kolostomi) tercih etmektedir. Bu durumda hasta 5-8 hafta boyunca dışkılama işlemini buradan bir torbaya yapacaktır. Bu sürenin sonunda ikinci bir operasyonla barsak uçları birbirine dikilecektir.

Anüs kanserlerinde ise tümörlü bölge çıkarılırken rektumla birlikte anüs de çıkarılacağından dolayı barsağın son ucu hayat boyu kalacak şekilde karın duvarına ağızlaştırılacaktır ( kalıcı kolostomi).

Cerrahi tedaviden sonra kanserin evresine göre kemoterapi ve radtyoterapi tedaviye eklenir.

Kolon ve rektum kanserlerinde hastanın sağkalımını etkileyen faktörlerden bazıları; kolon ve rektum kanseri cerrahisinde deneyimli cerrah, hastanın yaşı, tümörün evresi, tümörün yeri ve tümörün kemoterapi /radyoterapiye cevabıdır.

AMELİYAT SONRASI TAKİP

Takibin amacı, rezektabl nüksleri saptamak ve sağkalımı uzatmaktır.

Kolon tümörü nedeniyle ameliyat geçiren hastalar nüks yada metakron tümör gelişimi açısından risk altındadır. Teorik olarak kontrol kolonoskopisi ile saptanan polipler kansere dönüşmeden çıkarılırsa metakron kanserler önlenmiş olur. Cerrahi sonrası ilk 1-2 yıl 6-12 ayda bir, sonraki yıllarda 3-5 yılda bir kontrol kolonoskopi önerilmektedir.

Rektum kanserlerinde nükslerin büyük bir bölümü tanıdan sonraki ilk 2 yıl içinde oluştuğundan kontrol programları çoğunlukla bu zaman dilimine odaklanır. Rektum tümörlerinde ilk 2 yıl her 4 ayda bir, daha sonraki 3 yıl 6-12 ayda bir kolonoskopi ile takip şeklindedir. CEA izlemi ilk 2 yıl 3 ayda bir olmalıdır. İzlemde rutin BT gereksizdir, ancak CEA yükseldiği zaman yararlı olabilir. Takip sırasında saptanan tümör odaklarının cerrahi olarak çıkarılması hastanın hayat kalitesini arttıracak ve yaşam süresini uzatacaktır.

HASTA GÖRÜŞLERİ VİDEOLARI