MİDE KANSERİ

Mide kanseri eski çağlardan beri insanoğlunun yakalandığı bir hastalıktır. Erkeklerde kadınlara göre iki kat fazla görülmektedir. Bu bizim çalışmamızda da böyle saptanmıştır.

Mide Kanseri

Mide Kanseri görülme sıklığı dünyada 5. sırada Türkiye’de ise 7. sıradadır. Kansere bağlı ölümlerin ise 3. sırasında yer almaktadır. Erken tanı ve uygun tedavi ile mide kanserinde kür (tam şifa) elde etmek mümkündür. Mide kanseri midede yerleşme yerine göre özafagastrik bileşke tümörleri, mide alt kısım tümörleri ve mide üst kısım tümörleri olmak üzere üç ayrı bölgede görülebilir.

MİDE KANSERİNİN SEBEPLERİ VE RİSK FAKTÖRLERİ

Mide kanserinin sebebi tam olarak bilinmemekle beraber beslenme alışkanlığı başta olmak üzere mide kanserinde risk faktörlerinden bahsedebiliriz.

Genetik Sebepler


Genetik risk faktörleri bütün mide kanserleri içinde %2 civarındadır. Birinci derece akrabalarında mide kanseri olan bireylerin göreceli olarak diğer bireylere göre 2-3 kat risk taşımakta oldukları kabul edilmektedir. İlginç olarak kardeşlerden birinde veya annesinde mide kanseri saptanması babaya göre riski daha fazla arttırmaktadır. Birden fazla birinci derece akrabada mide kanseri varlığı ise riski daha da arttırmaktadır. Napolyon Bonapart ailesi buna tipik bir örnektir. Napolyon Bonapart’ın dedesi , babası ve kendisi mide kanserinden ölmüştür. Mide kanserlerinin büyük çoğunluğugenetik olarak değil sporadik şekilde görülmektedir. Bu nedenle diğer risk faktörlerinden daha geniş bahsedeceğiz.

Beslenme Alışkanlıkları


Düşük sosyoekonomik ülkelerde görülme sıklığı gelişmiş ülkelere göre iki kat fazladır. Olumsuz beslenme alışkanlıkları, radyasyona maruz kalma, aşırı sigara ve alkol tüketimi, midedeki helicobacter pylori mikrobu kansere zemin hazırlayan unsurlardır.

Mide Kanseri Beslenme Alışkanlıkları

Taze meyve ve sebzeler, siyah çay, yeşil çay, balık , A , C ve E vitaminleri mide kanserine karşı koruyucu yani riski azaltıcı etkiye sahiptir. Bu vitaminler taze meyve ve sebzelerde bolca bulunmaktadır. Ek olarak alınmalarına gerek yoktur.

Buzdolabı kullanıma girince yemeklerin korunması ve meyve sebze tüketiminde kısmi artış, mide kanseri görülme sıklığını azaltmıştır. Böylece refah seviyesi yüksek toplumlarda mide kanseri daha az görülürken refah seviyesi düşük toplumlarda daha sık görülmektedir. Japonya Güney Kore ve Çin de tuzlanmış ve tütsülenmiş gıdalar aşırı tüketilmesi mide kanserinin sık oluşmasına yol açmaktadır.

Aşırı tuz alımı, aşırı turşulu yiyecekler, gıdalara koruyucu olak eklenen nitratlar, gıdaların aşırı pişirilmesi sonucunda oluşan heterosiklik aminler, fermente ve küflenmiş gıdalar ve dondurulmuş gıdalar, aşırı yağlı yemekler ve aşırı et tüketilmesi gibi gıdalar mide kanseri riskini arttıran beslenme şeklidir. Yine çay çorba ve benzeri içeceklerin aşırı sıcak halde iken içilmesi saptadığım önemli risk faktörlerinden olup doğu Anadolu’da mide üst kısım kanserlerinin daha çok görülmesini böyle izah edebiliriz.

Kuşkusuz bir defa yemekle bir şey olmaz ama bu gıdalarla ve bu tarzda beslenme alışkanlık haline gelmiş ise dikkat tehlike var.

Kronik gastrit, pernisiyöz anemi, intestinal metaplazi, mide adenomatöz polipleri, gastrik displaziler,barret özafagusu gibi hastalıklar zemininde zaman içinde mide kanseri gelişebilir.

Helicobacter Pylori


Bu mikrobun mide kanseri ve mide lenfoması ile ilişkisi artık net olarak bilinmektedir. Bu mikrop midede atrofik gastrite yol açmakta ve zaman içinde de kanser gelişmektedir. C-vitamini mide kanserine karşı ciddi önleyici bir antioksidan vitamindir. Helikobakter pilori gastriti olanlarda midedeki c-vitamini miktarın azaldığı ve tedavi edilince de normale döndüğü saptanmıştır.

Yaşanan Fiziksel Çevre


Kömür madeni işçileri, taş işçiliği gibi meslekleri olanlarda diğerlerine göre daha sık görülmektedir iddiası tarafımızdan doğruluğu kanıtlanmış değildir.

MİDE KANSERİNİN BELİRTİLERİ

Mide Kanseri Belirtileri

Mide geniş ve gittikçe de genişleyebilen bir organ olduğu için mide kanserinin belirtileri siliktir. İleri evreye kadar belirtilerini hastalar ciddiye almazlar.

Erken evrede ya tarama esnasında tesadüfen veya kanserin yaptığı bir kanamanın araştırması sırasında saptanır. Erken evrede klinik belirti hissedilmez. Ancak tümör büyüyüp ilerleyince bazı belirtileri hasta hisseder bazılarını da doktor hisseder.

Bunlar; iştahsızlık, halsizlik, erken doyma, midede yanma , karın ağrısı, kilo kaybı, lokmaları yutarken takılma hissi, kusma, kusmukta veya dışkıda kan görülmesi gibi belirtilerdir. Bunların içinde Kanama veya kansızlık ( anemi) kırmızı alarm belirtileridir. Ve erken derecede ciddiye alınırsa hayat kurtarıcı olur. Hasta kansızlık yakınması veya bunlara bağlı halsizlik çarpıntı gibi şikayetle geliyorsa mutlaka mide ve bağırsak incelenmelidir. Kırmızı alarm mutlaka değerlendirilmelidir.

MİDE KANSERİNDE TEŞHİS

Mide Kanseri Teşhisi

Yukarıdaki yakınmalardan biriyle gelen hastaya bugün için altın standart olan gastroskopi (endoskopi ile midenin incelenmesi) yapılmalıdır. Midede şüpheli bir lezyon görüldüğünde ise mutlaka biyopsi alınmalı ve patolojik inceleme yapılmalıdır.

Mide Kanseri saptanan hastada ise Ultrasonografi, Batın tomografisi veya gerekirse Pet/CT yapılarak hastalığın evrelemdirilmesi yapılır.

MİDE KANSERİ EVRELEMESİ

Mide kanserinde; kanser mide duvarında sınırlı ve lenf bezelerine metastaz yapmamış ise erken evre mide kanseri denilir (evre I), Kanser mide duvarının bir kısmını veya tamamını tutmuş veya lenf bezelerine sıçramış ise lokal ileri mide kanseri ( evre II veya III) olarak tanımlanır. Kanser karaciğer akciğer gibi uzak organlara sıçramış ise veya karında sıvı toplanması ( ascites) oluşmuş ise evre IV mide kanseri olarak tanımlanır.

Evreleme muhakkak yapılmalıdır çünkü her evreye göre farklı bir tedavi şekli uygulanacaktır.

TNM EVRELEMESİ



# NO N1 N2 N3
T1a (M), T1b (SM) IA IB IIA IIB
T2 (MP) IB IIA IIB IIIA
T3 (SS) IIA IIB IIIA IIIB
T4a (SE) IIB IIIA IIIB IIIC
T4b (SI) IIIB IIIB IIIC IIIC
M1 (Herhangi T, Herhangi N) IV IV IV IV

M=Mukoza, SM=Submukoza, MP=Muskularis Propia, SS= Subseroza, SE= Seroza, SI= Çevre Yapıları İnvazyon.

MİDE KANSERİNİN TEDAVİ ALGORİTMASI

Hastanın şikayetleri dinlendikten ve tanı yöntemleri ile tanı konulduktan sonra evreleme işlemi yapılır. Evreleme işlemi yapıldıktan sonra tedavi aşamasına geçilmelidir. Mide kanserinin cerrahi tedavisinde hedef geride hücresel düzeyde bile tümör bırakmayacak bir cerrahi işlem (R0 rezeksiyon) olmalıdır. Mide kanseri henüz midenin mukozası dediğimiz iç duvarında (T1a), iyi diferansiye ve 1,5 cm’den küçük ise endoskopik yöntemle kanserli kısım çıkarılır ve hasta şifaya kavuşur. Bu işleme endoskopik mukuzal (T1a) veya submukoza (T1b) rezeksiyon denilmektedir. Tümör T1b fakat 2 cm den büyükse ve tümör gradi yüksek ise o zaman mide rezeksiyonu ve D1 diseksiyon ile midenin hemen bitişiğindeki lenf bezleri temizlenir.

Kanser mide duvarında daha derine gitmiş (T2 veya T3) veya lenf bezlerine sıçramış ise midenin % 80’i veya tamamı çıkarılır ve D2 lenf bezi diseksiyonu ile hem midenin bitişiğindeki hem de mideyi besleyen damarların çevresindeki lenf bezleri temizlenir. (Gastrektomi + D2 lenf bezi diseksiyonu). Mide kanseri etraf organları direk tutmuşsa (T4b), tutulan organlar da mide ile beraber çıkarılabilir.

Son yıllarda mide duvarında ilerlemiş (T2 veya daha ileri) veya lenf bezi tutulmuş hastaları öncelikle üç kür kemoterapi veriyoruz sonra ameliyat ediyoruz. Neoadjuvan kemoterapi denilen bu yöntemle hastaların tümör evresi geriletilmekte ve ameliyat ile temizlenme oranı artmaktadır. Ameliyattan sonra yine kemoterapi uygulanmaktadır.

İleri evre dediğimiz (evre IV) hastalarda cerrahi ikinci plana düşmektedir. Mide kanaması veya kusmaya yol açan tıkanma belirtileri yok ise onkolojik tedaviye gönderilir. Evre IV hastalar kemoterapiye yanıt vermiş ise sitoreüktif cerrahi HİPEC ve cerrahi araştırmaları uygulanabilmektedir. Bu konulardaki araştırmalar sürmektedir.

Karaciğer metastazları prognozu kötüleştiren en önemli faktördür. Günümüzde karaciğer metastazları varlığında bile hastaların agresif tedavi uygulamalarını hak ettiğine dair araştırmalar mevcuttur.

MİDE KANSERİNİN CERRAHİ TEDAVİSİ

Mide Kanseri Ameliyatı

Mide kanserinde cerrahi tedavi denildiği zaman R0 rezeksiyonla geride hücre bazında bile tümör bırakmayacak şekilde cerrahi uygulanması kastedilir. Geride tümör hücresi kalırsa ameliyat yetersiz kabul edilir.

Mide kanserinin standart ameliyatı midenin % 80 veya tamamının alınarak D2 lenf bezi diseksiyonu yapılmasıdır. Gastrektomi + D2 disseksiyon + Roux-Y gastro/özafago jejunostomi ameliyatı ile sindirim sistemi devamlılığı sağlanır.

Özafago-Gastrik bileşke tümörlerinde tümör özafagus tarafında ise özfagus kanseri gibi davranılır. Mide tarafında ise mide kanseri gibi davranılarak ameliyat edilir.

Günümüzde bu ameliyatları açık yöntemle, Laparoskopik yöntemle (kapalı) veya robotik olarak yapılabilir. Laparoskopik yöntem ile robotik yöntem arasında bir fark yoktur.

AMELİYAT SONRASI BAKIM VE TAKİP

Hastalar ameliyat sonrası sağlıklı olarak taburcu edildikten sonraki 5 yıl boyunca 6 ay ara ile takip edilmelidir.

Not: BU sitede yazılanlar bilgiendirme amaçlı olarak Prof Dr Mehmet Mihmanlı tarafından yazılan "Mide Kanseri ve Cerrahi Tedavisi" kitabından alınmıştır. Ayrıntılı akademik bilgilere aynı adlı kitaptan meslektaşlarım ulaşabilirler.

RÖPORTAJ: MİDE KANSERİ, BELİRTİLERİ, KIRMIZI ALARM, TEDAVİSİ

MİDE NEDİR? GÖREVİ NEDİR?

Mide karın içinde yer alan, gıdaları sindirme, depolama, öğütme ve mikroplardan koruma gibi görevleri vardır. Mide sindirimin başladığı esas organdır. Aynı zamanda da depo görevi görür. Erişkinlerde 1-1,5 litre kapasitesi vardır. Alınan gıdalar ve içecekler midede toplanır ve mide öz suyu ile karıştırılır. Bu karışım midenin güçlü adaleleri sayesinde çalkalanır ve kimus (boza kıvamına) gelince de emilim için bağırsağa gönderilir. Mükemmel bir koordinasyon ile gerçekleştirilir tüm bu işlemler. Mide özsuyu (HCL)çok asit bir sudur ve ağızdan alınan mikropları bu asit öldürür. Barsak sistemine mikropların gitmesini önler.

MİDE KANSERİNİN TARİHÇESİNDEN BAHSEDER MİSİNİZ?

Mide kanseri muhtemelen insanlığın eski çağlardan beri yakalandığı bir hastalıktır. İlk mide kanseri, vakasına m.ö. 1600 yıllarındaki George Ebers yazıtlarında (papiruslarda) karşımıza çıkıyor. 1821 yılında mide kanserinden ölen Napoleon Bonoparte hastalığın tanınmasında epey rol oynadı. Mide kanseri tedavisinde gelişmeler hızla gelişmekte ve her gün hastalarımıza yeni bir ufuk açılmaktadır.

MİDE KANSERİ ÇOK MU SIK GÖRÜLMEKTEDİR?

Mide kanseri akciğer kanserinden sonra ikinci sık görülen kanserdir. Dünya sağlık örgütüne göre dünyada her yıl 900.000 kişiye mide kanseri tanısı konulmaktadır. Mide kanseri az gelişmiş ülkelerde ve bölgelerde gelişmiş ülkelere ve bölgelere göre daha sık görülmektedir. Gelişmiş batı ülkelerinde görülme sıklığı azalmakta. Türkiye’de ise sık görülmektedir ve resmi rakamların üzerinde görülmektedir. Bildirimi mecburi hastalıklardan olmasına rağmen ancak son yıllarda bildirimler usulünce yapılmaya başlanmıştır. Ülkemizde her alanda görülmekle beraber İç Anadolu ve doğu Anadolu’da sıklık artmaktadır.

MİDE KANSERİNE YOL AÇAN SEBEPLER NELERDİR?

Erkeklerde kadınlara göre iki kat fazla görülmektedir. Bu bizim çalışmamızda da böyle saptandı. Düşük sosyoekonomik ülkelerde gelişmiş ülkelere göre iki kat fazla görülmektedir. Radyasyona maruz kalma, aşırı sigara ve alkol tüketimi, midedeki helikobakter pilori mikrobu kansere zemin hazırlayan unsurlardır. Ben bu gün diyet ve beslenme ile mide kanseri arasında direk ilişki bulduğumuz için bu konuya geniş değineceğim.

Beslenme ile mide kanseri arasında direk ve önemli bir ilişki vardır. Taze sebze ve meyveler koruyucu etki yaparken, aşırı tuzlu yemekler, turşu ve tütsülenmiş yiyecekler kansere yol açmaktadır. Bol taze sebze ve meyve ile beslenenlerde risk azalmaktadır. Doğu ülkelerinde içilen yeşil çayın ve ülkemizde içilen siyah çayın çok demli olmamak ve aşırı sıcak içmemek şartı ile koruyuculuk sağlanmaktadır. C vitamini ve antioksidanlarda mide kanserine karşı koruyucudurlar. Mide kanseri riskini arttıran yiyecekler ise: Tuz, aşırı tuzlu yapılmış turşu, tuzda bekletilmiş yiyecekler, tütsülenmiş yiyecekler, Nitratlar gibi gıdalara koruyucu olarak eklenen katkı maddeleri, etlerin yüksek ısıda pişirilmesi, küflenmiş yiyecekler ( özellikle buğdaygillerde aflatoksinler oluşmaktadır) mide kanserine yol açan gıdalardır. Kuşkusuz bir defa yemekle bir şey olmaz ama bu gıdalarla ve bu tarzda beslenme alışkanlık haline gelmiş ise dikkat dikkat tehlike var derim.

Aşırı et tüketilmesi, devamlı kızartmalar yenmesi de mide sağlığını bozan beslenme tarzıdır.

Bir de ülkemizde saptadığım önemli bir şey çorba ve çayın aşırı sıcak içilmesi. Bu özellikle Doğu Anadolu’dan gelen hastalarımda saptadığım kötü bir alışkanlık. Yemekleri lütfen ılık yiyelim.

HOCAM MİDE KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR? KIRMIZI ALARM NEDİR?

Mide geniş ve gittikçede genişleyebilen bir organ olduğu için mide kanserinin belirtileri siliktir. İleri evreye kadar belirtilerini hastalar ciddiye almazlar. Erken evrede ya tarama esnasında tesadüfen veya yaptığı bir kanamanın araştırması sırasında saptanır. Erken evrede belirti hissedilmez. Ancak tümör büyüyüp ilerleyince bazı belirtileri hasta hisseder bazılarını da doktor hisseder.

Bunlar; iştahsızlık, halsizlik, erken doyma, midede yanma, karın ağrısı, kilo kaybı, lokmaları yutarken takılma hissi, kusmukta veya dışkıda kan görülmesi gibi belirtilerdir. Bunların içinde kanama veya kansızlık (anemi) kırmızı alarm belirtileridir ve erken evrede ciddiye alınırsa kurtarıcı olur. Hasta kansızlık yakınması veya bunlara bağlı halsizlik, çarpıntı gibi şikayetle geliyorsa mutlaka mide, bağırsakları incelenmelidir. Kırmızı alarm mutlaka değerlendirilmelidir.

HOCAM MİDE KANSERİNE YAKALANMAMAK VEYA ERKEN TEŞHİS İÇİN ÖNERİLERİNİZ NELERDİR?

Mide kanserine yakalanmamak için yukarda bahsettiğim faydalı işleri yapmak zararlı olanları yapmamak gerekir. Erken teşhis için ise 40 yaşını geçen her birey bir kez gastroskopi yaptırırsa müthiş bir tarama yapılmış olur. Ondan sonra 5 yılda bir gastroskopi yaptırarak kontroller sağlanır. Gastroskopi midenin videolu endoskopla incelenmesidir.

MİDE KANSERİ TEŞHİSİ KONAN BİR HASTA NE YAPMALIDIR?

Mide kanserinin tedavisi cerrahidir. Yani ameliyattır. Tanı konur konmaz bir cerrahla görüşüp tedavi protokolü ve yol haritası belirlenmelidir. Erken evre ise cerrahi kolay olmakta ancak evre ileri ise zorlaşmaktadır.

MİDE KANSERİ AMELİYATINDA NE YAPILIYOR?

Laparoskopik veya bazen de açık yöntemle Kanserin yerine göre midenin bir bölümü veya tamamı çıkarılıyor. Yeniden gıdanın alınabilmesi için mide barsak devamlılığı sağlanıyor. Mide kanserinde biz D2 lenf bezi diseksiyonunu standart olarak yapıyoruz. Önce Japonya’da ve sonra batı da nihayetinde bizim çalışmamızda da gösterildiği gibi böyle D2 lenf bezi diseksiyonu yapılan yani radikal ameliyat edilen hastalarda başarı daha yüksek ve ömür daha uzun olmaktadır.

D2 LENF BEZİ DİSEKSİYONU NE DEMEKTİR?

Burada sadece midenin çevresindeki lenf bezlerini değil aynı zamanda mideyi besleyen damarların çevresindeki lenf bezleri de çıkarılmakta. Yani ikinci istasyondaki lenf bezleri de çıkarılmaktadır.

AMELİYATTA HASTANEDE NE KADAR KALINIYOR?

Ortalama 5 - 7 gün.

AMELİYAT SONRASINDA KEMOETRAPİ?

Ameliyat başarılı oldu ise her şey daha kolay olmaktadır. Çıkarılan ameliyat piyesi patolojik incelemeye gönderilmekte ve sonuca göre mide kanserinin evresi belirlenmekte ve buna göre ek tedaviler planlanmaktadır.

KONTROL:

Bu hastalar ilk 5 yıl yakından daha sonraki yıllarda ise hastanın keyfine göre takip ediyoruz. Bu hastalarla aramızda sıkı bir dostluk geliştiği için kontroller sürekli olmaktadır.