KOLON VE REKTUM KANSERLERİ İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ     

Yaş:

Elli yaşını geçen bireylerde (> 50 ) görülme sıklığı belirgin olarak artmaktadır. Hastaların % 90’ dan fazlası 50 yaşın üzerindedir. Hastaların yalnızca %4-5’i 40 yaşın altındadır. Bu nedenle biz 50 yaşını geçen her bireye en azından hayatında bir kez kolonoskopi yapılmasını önermekteyiz. Kadın ve erkekler arasında görülme sıklığı açısından bir fark gözükmemektedir. 

Diyet : 

Hayvansal yağlar ve kırmızı etten zengin beslenme önemli risk faktörüdür. Bitkisel yağlar ( zeytinyağı), balık yağı ve bol lifli taze sebze ve meyvelerle beslenmek ise koruyucu etki yapmaktadır. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde rafine gıdalar ve et fazla tüketildiği için buralarda sık görülmekte buna karşın afrika ve yoksul ülkelerde bol lifli ve posalı bitkilerle beslenildiği için buralarda çok nadir görülmektedir.  Bol lifli gıdalar barsak hızını arttırdığı için yani  sıklıkla defakasyona çıktıkları için kanserojen maddeler barsakta az süre kalmakta ve böylece korunulmuş olmaktadır. Ayrıca zeytin yağı ve balık yağı kolon mukozasını zararlı etkenlerden korumaktadır. Diyetle alınan karbonhidratların kalın barsakta (kolon) fermente olması kısa zincirli yağ asitleri ( asetat, butirate ve propianate) oluşmakta ve kolon iç epitelinin en önemli enerji kaynağını oluşturmaktadır. Bu kısa zincirli yağ asitlerinin eksikliği kolon iç örtüsünü zayıflatmaktadır. Zararlı maddelere daha duyarlı hale getirmektedir. 

Kalın barsak ( kolon) içindeki bakteriler ihtiyacımız olan ve kan pıhtılaşması için gerekli olan K vitamini sentezlemektedirler.

A,C,E vitamini  kalsiyum ve selenyum kolon ve rektum kanserlerine karşı koruyucu etki göstermektedirler. 

Şöylece özetleyebilirim ki bol lifli gıdalar, bitkisel yağlar ve balık yağı ve taze sebze ve meyveler kolon kanserine karşı bizleri korumaktadır.

 

Sigara ve Alkol: Riski arttırmaktadır.

 

Kolon polipleri :

Kolon ve rektal kanserlerin  % 90’ı  mevcut olan bir adenomdan gelişmektedir. Biz buna adenom- karsinom sekansı demekteyiz. Kolon poliplerinin adenom veya villöz adenom tipleri önceden saptanıp ameliyatla veya kolonoskopi ile temizlendiği zaman hastalar kanserden korunmuş olmaktadır.

Kolonoskopi ile bir polip saptandığında polipektomi ile yöntemiyle ( yani tam olarak ) çıkarılmalıdır. Polibin alt kısmına adrenalinli serum fizyolojik verilir. Yine şüpheli ise boya maddesi verilerek daha sonra cerrahi gerekirse diye yeri işaretlenir. Yüksek ısılı kement  tel ile dibi yakılarak polip çıkarılır. Bu işleme polipektomi denilir. Polipten biyopsi yapılmaz. Çıkarılan polipin saplı mı sapsız mı olması ve patolojik incelenmesi sonrasındaki teşhise göre nasıl davranılacağına karar vermelidir. Polipte kanser saptanmış ise cerrahi girişim öncelikle düşünülecektir. Bazı saplı poliplerde in-situ kanser saptanması durumunda ameliyatsız takip yapılabilir ancak kanser saptanan poliplerde cerrahi seçenek öne geçmektedir. Özellikle adenamatöz polipler ve villöz polipler henüz kanserleşmemiş olsalar da geride yeniden polip oluşma olasılığına karşı kanserleşme riskleri nedeniyle bir protokol çerçevesinde takip edilmelidir. 

İnflamatuar barsak hastalığı :  

 

Özellikle ülseratif koliti olan hastalarda zaman geçtikçe kanser riski artmaktadır. Her 10 yılda risk katlanarak artmaktadır. Crohn hastalarında da çok net olmamakla beraber riskin arttığı kabul edilmektedir.

 

Aile öyküsü ve genetik: 

 

Kolorektal kanserlerin büyük çoğunluğu (% 90) sporadiktir. Yani tesadüfen bir bireyde rastlanmıştır. Dolayısı ile Hastaların çoğunda ailesel veya genetik bir bozukluk söz konusu edilemez.  Ailede bazı kanser öncüsü sendromlar olanlar bu hastaların az bir kısmını oluşturmaktadır. Ör; Familyal Polipozis Koli hastalarında yaş ilerledikçe kanser gelişme riski % 100 olmaktadır. Bu hastalar kanser gelişmeden ameliyat edilirse hayatları kurtulmaktadır.  Hastalığın genetik mi veya ailesel mi olduğuna hastalarımızı sorgulayarak ve anlattıklarını dinleyerek ve bazı tetkikler yaptırarak karar vermekteyiz.