Metabolik cerrahiyle tip 2 diyabetten kurtulmak mümkün

2 Şub 2021 Blog

“Erişkin şekeri” de denilen ve 35-40 yaşından sonra kendini gösteren tip 2 diyabet, metabolizma ameliyatıyla yüzde 95 oranında tedavi edilebiliyor- Prof. Dr. Mihmanlı:- “Başarı oranımız yüzde 95. Geriye kalan yüzde 5’e baktığımızda bu hastaların 20 yıldan

İSTANBUL (AA) – “Erişkin şekeri” de denilen ve 35-40 yaşından sonra kendini gösteren tip 2 diyabetin, metabolizma ameliyatıyla yüzde 95 oranında tedavi edilebilmesi hastalara umut oluyor.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Sağlık ve Uygulama Merkezi Genel Cerrahi Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Mihmanlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, metabolik cerrahinin daha çok tip 2 diyabet hastalığı için uygulanan bir ameliyat olduğunu söyledi.

Tip 2 diyabet hastalarının büyük çoğunluğunda “metabolik sendrom” denilen hipertansiyon, yağlanma gibi sorunların da olduğunu ifade eden Mihmanlı, “Tip 2 şeker hastalığı daha çok 35-40 yaşından sonra meydana çıkan edinsel, yani sonradan kazanılan bir hastalık. Doğuştan gelen şeker hastalığı, yani tip 1 diyabet hastalarında bu ameliyat yapılamıyor. Edinsel olarak erişken dönemde meydana gelen şeker hastalığının sebebi daha çok insülin direnci. İnsülin direnci meydana gelince kana karışan şeker, hücrenin içerisinde sokulamıyor, glikoz ve hücre bu insülini değerlendirmiyor. Dolayısıyla kanda şeker düzeyi yükseliyor. Kan şekerinin yükselmesine de diyabet diyoruz.” diye konuştu.

Mihmanlı, yüksek kan şekerinin damarlar başta olmak üzere organlarda toksik etki oluşturduğunu aktararak, göz damarlarını bozarak körleşmeye, sinirlerde duyu bozuklukları meydana getirerek ayaklarda uyuşmaya ve kangrenlere yol açabildiğini, böbreklerde hasar meydana getirip böbrek yetmezliğine sebep olabildiğini anlattı.

Diyabet teşhisi konulduktan sonra endokrinoloji uzmanıyla yaptıkları değerlendirme sonunda şekeri ilaçlarla kontrol edilebilen hastaların ameliyat edilmediğini dile getiren Mihmanlı, şunları kaydetti:

“Yüksek doz insülin kullanmak zorunda kalan, insülin kullanmasına rağmen şekeri düşmeyen hastalara metabolik cerrahi uygulayarak, diyabetten kurtulmalarını sağlıyoruz. Şeker, 126’nın üzerine çıktığı zaman diyabet diyoruz. Ameliyat için değerlendirdiğimiz hastanın belli bir dönem tedavi gördüğü halde düzelmemesi önemli kriter. Endokrin uzmanıyla en az 1 yıl tedavi edildiği halde diyabetinin düzelmemiş olmasını şart koşuyoruz. Diğer yöntemlere cevap vermediğinden emin olmak istiyoruz. İnsülin rezistansı nedeniyle hastalarımızın yüzde 80’i şişman oluyor. Eğer şişmanlık yoksa farklı, şişmanlık varsa farklı bir ameliyat modeli seçiyoruz.

Hastalarımıza (şişman olanlar) gastrik baypas yaparak midenin rezarvuarını küçültüp gıdaların emilmeden bağırsak kısımına giderek, bir an önce tokluk hissi gelmesini sağlıyoruz. Tokluk hissi, midenin dolmasıyla değil, gıdanın aşağıya ulaşmasıyla meydana geliyor. Bu hastalarımıza gastrik baypas yaparak 2 metrelik bağırsağı atlatmış oluyoruz, gıdayı aldıktan kısa süre sonra tokluk hissi oluşmaya başlıyor. Bu da insülin salgısını düzenliyor. Şişmanlık varsa ayrıca tüp mide ameliyatı da yapıyoruz. Bu ameliyatla hastaların hem gıda alımını azaltıyoruz hem de gıdanın bir an önce alt bağırsağa ulaşarak insülin salgılamasını sağlıyoruz.”

– “Spor, dengeli beslenme şart”

Mihmanlı, ameliyatların sonuçlarını da yurt dışında yayınladıklarını anlatarak, “Başarı oranımız yüzde 95. Geriye kalan yüzde 5’e baktığımızda bu hastaların 20 yıldan fazla diyabetik olduklarını ve artık pankreaslarında hücre kalmadığını gördük. O aşamaya gelmemişse her hastada başarı elde ediyoruz. Kan şekeri düzeyiyle ya da insülin miktarıyla ilgili değil, daha çok en önemli faktörün şeker hastalığına yakalandığı zamanın olduğunu gördük. 5 yıldan daha az bir zamandır diyabettikse yüzde 100 düzeliyor. Diyabet yaşı arttıkça ameliyatın başarı şansı azalıyor.” ifadelerini kullandı.

Ameliyattan sonra hastalara, cerrah ve endokrinologlarla uyum içerisinde hareket etmesini tavsiye eden Mihmanlı, insülin ve diğer ilaçları da bırakanların beslenme alışkanlıklarını da değiştirmesi gerektiğini vurguladı.

Mihmanlı, ailede diyabet varsa bunun genetik bir yük olabildiğini dile getirerek, “Toplumsal beslenme alışkanlıkları ve şişmanlık tip 2 diyabetin ana sebeplerinden. Dengesiz, aşırı karbonhidrata, şekere ve yağa dayalı beslenme, sonunda şişmanlama tip 2 diyabete yol açan sebeplerin başında. Spor, dengeli beslenme şart. Şekeri yakan en önemli olay hareket etmek. Harekete diyabet kadar iyi cevap veren başka bir hastalık yok. En az 45 dakika aktif yürüyüş tavsiye ediyoruz. Erkeklerde göbek çevresinin 98, kadınlarda da 88 santimetrenin altında olması lazım.” diye konuştu.

Mihmanlı, tip 2 diyabetin belirtilerinin çok yeme, susama, yemekten sonra uyuklama gibi şikayetler olduğunu sözlerine ekledi.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Site İçerisinde Ara

+